Son Güncelleme: Eylül 2026
İşveren Sorumluluk Sigortasını Kimler Yaptırmalı, Kimler Bekleyebilir?
İşveren sorumluluk sigortası, bir iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumu’nun karşılamadığı manevi tazminat ve rücu taleplerini teminat altına alır. Bu sigortayı yaptırma kararı işletmenin büyüklüğünden çok, çalışma ortamının fiziksel risk düzeyine bağlıdır. İnşaat sahasıyla bir muhasebe bürosu aynı teminat ihtiyacını taşımaz.
Otomotiv yan sanayiinde üretim yapan bir atölye sahibi, çalışanının pres makinesinde yaralanmasının ardından SGK’nın ödediği tazminatın üzerine, mahkemenin belirlediği manevi tazminatı kendi mal varlığından karşılamak zorunda kalabilir. Aynı riskle her işletme aynı sıklıkta karşılaşmaz.
Karar, işkolunun kaza sıklığı, çalışan sayısı ve mevcut iş güvenliği tedbirleriyle şekillenir. Bu değişkenler netleşmeden verilen “gerekli / gereksiz” kararı, hem gereksiz bir maliyete hem de gerçek bir açığın gözden kaçmasına yol açabilir (2026 itibarıyla geçerli genel uygulama çerçevesinde).
Bu değerlendirme tek seferlik bir seçim değildir. İşletme büyüdükçe, yeni bir saha açıldıkça veya makine parkı değiştikçe karar yeniden gözden geçirilir; bugün “bekleyebilir” denilen bir profil, bir yıl sonra aynı sonuca ulaşmayabilir; bu yüzden karar, tek seferlik bir onay değil düzenli bir gözden geçirme konusudur.
İşveren Sorumluluk Sigortasında Karar Öncesi Bakılacaklar
- SGK boşluğu: SGK, iş kazası tazminatının tamamını değil kanunda belirlenen kısmını karşılar; manevi tazminat kapsam dışıdır.
- Risk sektörü: İnşaat, imalat ve maden gibi kaza sıklığı yüksek işkollarında poliçe fiilen vazgeçilmez hale gelir.
- Düşük riskli profil: Ofis ve hizmet ağırlıklı işletmelerde ihtiyaç daha sınırlı kalabilir, sıfır değildir.
- Teminat limiti: Çalışan sayısı ve sektör risk sınıfına göre belirlenir; düşük limit hasar anında yetersiz kalabilir.
- İhale şartı: Bazı kamu veya özel ihalelerde poliçe sözleşmesel bir koşul olarak istenir.
İçindekiler
İşveren Sorumluluk Sigortası Nedir, SGK’nın Karşılamadığı Ne Kapatır?
İşveren sorumluluk sigortası, iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda çalışanın ya da yakınlarının işverenden talep edebileceği, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun karşılamadığı tazminat kalemlerini teminat altına alır. Bu kalemlerin başında manevi tazminat ve SGK’nın işverene yönelttiği rücu talebi gelir. Poliçe, işverenin kusuru tespit edildiğinde devreye girer; kusur oranı ve mahkeme kararı teminatın işleyişini belirler.
SGK’nın Sınırları Nerede Biter?
Sosyal Güvenlik Kurumu, iş kazası geçiren çalışana kanunda belirlenen gelir ve ödeneği sağlar; bu ödeme belirli bir hesaplama yöntemine dayanır ve tazminatın tamamını kapsamaz. Manevi tazminat, kural olarak SGK’nın ödeme kapsamı dışında kalır ve doğrudan işverenden talep edilir. SGK ayrıca ödediği tutarı işverenin kusuru oranında geri isteyebilir; bu rücu süreci poliçe yoksa işletmenin kendi kaynağından karşılanır.
İşverenin önleyici yükümlülükleri 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile belirlenmiştir; bu yükümlülüklerin ihlali, kusur değerlendirmesinde işveren aleyhine sonuç doğurabilir. Sorumluluk sigortalarının genel yapısı içinde bu teminat, üçüncü kişi zararlarından ayrı bir başlık oluşturur.
Kusur Tespiti Sürecinde Neye Bakılır?
Mahkeme, iş kazası sonrası işverenin kusur oranını belirlerken iş güvenliği tedbirlerinin alınıp alınmadığına, çalışana gerekli eğitimin verilip verilmediğine ve kullanılan ekipmanın periyodik kontrolden geçip geçmediğine bakar. Kusur oranı tamamen işverende çıkabileceği gibi, çalışanın kendi ihmali de payına dahil edilebilir. Bu oran, poliçenin ödeyeceği tazminat tutarını doğrudan etkiler; kusuru düşük çıkan bir işveren için teminat devreye girse bile ödenecek tutar da düşük kalır.
Alt Yüklenici ve Taşeron Çalışanları Kapsama Girer mi?
İnşaat ve büyük ölçekli üretim işlerinde çalışanların bir kısmı doğrudan işveren bordrosunda değil, taşeron firma üzerinden çalışabilir. Bu durumda sorumluluğun kime ait olduğu, iş sözleşmesinin ve sahadaki fiili denetimin kim tarafından yürütüldüğüne göre değişir; asıl işveren-alt işveren ilişkisinde her iki taraf da belirli koşullarda sorumlu tutulabilir. Poliçe kapsamının taşeron çalışanlarını da içerip içermediği, teklif aşamasında ayrıca netleştirilmelidir; aksi halde sahadaki çalışan profilinin bir kısmı teminat dışında kalabilir.
“İşveren sorumluluk sigortası” ve “işveren mali sorumluluk sigortası” ifadeleri günlük kullanımda birbirinin yerine geçse de, sigorta şirketleri bu ikisini bazen ayrı ürün adlarıyla sunar; amaç her ikisinde de aynıdır: SGK’nın karşılamadığı tazminat yükünü teminat altına almak. Teklif alırken ürün adındaki farklılık kafa karıştırabilir; isim yerine kapsam maddelerinin karşılaştırılması daha güvenilir bir yoldur.
Hasar Bildirimi Nasıl İşler?
İş kazası gerçekleştiğinde işveren önce SGK’ya yasal süre içinde bildirim yapmakla yükümlüdür; bu bildirim, SGK’nın kendi ödemesini başlatmasının ön koşuludur. Sigorta şirketine yapılan ayrı bildirim ise, çalışanın veya yakınlarının manevi tazminat talebiyle işverene başvurması ya da dava açması üzerine devreye girer. İki bildirim süreci farklı muhataplara ve farklı sürelerde yapılır; biri diğerinin yerine geçmez.
Hangi İşkollarında Yaptırmak Neredeyse Zorunlu Hale Gelir?
İnşaat, maden, ağır sanayi ve metal işleme gibi kaza sıklığı yüksek işkollarında bu teminat fiilen vazgeçilmez hale gelir. Bu sektörlerde tek bir ciddi iş kazası, işletmenin karşılayabileceğinin çok üzerinde bir manevi tazminat yüküne yol açabilir.
| İşkolu / Profil | Risk Düzeyi | Karar |
|---|---|---|
| İnşaat ve yapı işleri | Yüksek | Yaptırmalı — fiilen gerekli |
| Maden ve ağır sanayi | Yüksek | Yaptırmalı — fiilen gerekli |
| Metal işleme, kaynak, pres atölyeleri | Yüksek | Yaptırmalı — fiilen gerekli |
| Lojistik, depolama, forklift operasyonu | Orta–yüksek | Önerilir |
| Perakende, ofis, danışmanlık | Düşük | Bekleyebilir — sınırlı ihtiyaç |
| Uzaktan / masa başı hizmet | Çok düşük | Bekleyebilir |
Çalışan sayısı arttıkça bu tabloda yer alan risk düzeyi tek başına yeterli bir gösterge olmaktan çıkar; saha operasyonunun sıklığı ve kullanılan makine türü de değerlendirmeye girer. Kamu ihalelerinde bazen asgari limitli bir poliçe şartname koşulu olarak istenir; bu durumda sektör riski düşük olsa bile teminat sözleşmesel bir zorunluluğa dönüşür.
Bu Sektörlerde Riski Artıran Somut Faktörler
İnşaat ve maden işkollarında yüksekten düşme, ağır ekipmanla temas ve kapalı alanda çalışma gibi fiziksel riskler bir arada bulunur; bu üçü aynı sahada aynı gün gerçekleşebilir. Metal işleme ve pres atölyelerinde ise makine kaynaklı yaralanma riski, operatörün dikkatinin dağıldığı kısa bir anda bile ortaya çıkabilir. Bu sektörlerde kaza sıklığı genel olarak yüksek seyrettiği için, tek bir olayın manevi tazminat talebine dönüşme olasılığı da artar; poliçe kararı bu birikimli olasılığa göre verilir.
Sektör genelinde bu tabloya yakın bir eğilim gözlemlenir: fiziksel risk arttıkça poliçe sahipliği de yaygınlaşır. Bu eğilim kesin bir zorunluluk göstergesi değildir; ancak aynı işkolundaki emsal işletmelerin tercihi, karar sürecinde yol gösterici bir referans noktası olabilir.
Yüksek Risk
İnşaat, maden, ağır sanayi — poliçe fiilen gerekli
Orta Risk
Lojistik, depolama — poliçe önerilir
Düşük Risk
Ofis, danışmanlık — karar ertelenebilir
Hangi İşletmeler Bekleyebilir?
Ofis, danışmanlık veya yazılım gibi çalışanın fiziksel kaza riskine düşük düzeyde maruz kaldığı işletmeler, bu teminatı öncelik listesinin alt sıralarına koyabilir. Bekleme kararı, riskin sıfır olduğu anlamına gelmez; düşük olasılıklı bir kaza senaryosunda dahi SGK’nın karşılamadığı manevi tazminat talebi gündeme gelebilir.
Beklerken Gözden Kaçırılmaması Gereken Nokta
Düşük riskli bir ofiste bile merdivenden düşme veya elektrik çarpması gibi tekil bir olay, manevi tazminat talebini tetikleyebilir. Çalışan sayısı arttıkça bu tekil olasılık da birikir; on kişilik bir ekipten elli kişilik bir ekibe geçişte risk profilinin yeniden değerlendirilmesi önerilir. Bedeni zarar riskinin doğrudan karşılanmasını isteyen düşük riskli işletmeler için ferdi kaza sigortası ayrı bir seçenek olarak değerlendirilebilir; ancak bu teminat işveren kusurundan doğan talebin yerini tutmaz.
Aşağıdaki tablo, bekleme kararını destekleyen ve bu kararın yeniden gözden geçirilmesini gerektiren somut göstergeleri karşılaştırır.
| Bekleme Kararını Destekler | Yeniden Değerlendirme Gerektirir |
|---|---|
| Sabit ofiste, masa başı çalışma | Saha ziyareti veya şantiye girişi eklenmesi |
| On kişiden az çalışan | Çalışan sayısının hızla artması |
| Ağır ekipman veya makine kullanımı yok | Yeni makine veya ekipmanın devreye girmesi |
| Tek lokasyonda faaliyet | İkinci şube veya saha operasyonu açılması |
Dikkat Edilmesi Gereken: “Bekleyebilir” kararı kalıcı değildir; çalışan sayısı, faaliyet alanı veya saha operasyonu değiştiğinde risk profili yeniden gözden geçirilmelidir.
Karma Faaliyetli İşletmelerde Karar Nasıl Verilir?
Bazı işletmeler hem ofis hem saha faaliyeti yürütür; örneğin bir mühendislik firması büyük ölçüde masa başında çalışırken ayda birkaç kez şantiye denetimine çıkabilir. Bu tür karma profillerde karar, saha ziyaretinin sıklığına ve ziyaret sırasında maruz kalınan fiziksel riske göre verilir. Nadir ve gözetim amaçlı ziyaretler düşük riskli tarafta değerlendirilebilirken, düzenli ve fiziksel müdahale içeren saha çalışması riski yüksek tarafa kaydırır.
Teminat Kapsamı ve Sınırları Nelerdir?
Teminat, işverenin kusuru nedeniyle doğan manevi tazminatı, SGK rücu talebini ve yargılama giderlerini kapsar; buna karşılık kasıtlı fiiller, iş güvenliği mevzuatının bilerek ihlal edildiği durumlar ve poliçe limitini aşan tutarlar genellikle kapsam dışında kalır.
| Kapsanan | Kapsam Dışı |
|---|---|
| Manevi tazminat (işveren kusuru oranında) | Kasıtlı fiil sonucu doğan zarar |
| SGK rücu talebi | Mevzuatın bilerek/sistematik ihlali |
| Yargılama ve avukatlık giderleri | Poliçe limitini aşan kısım |
| Bedeni zarar tazminatları | İş ilişkisiyle bağlantısız olaylar |
Teminat kapsamının madde bazlı dökümü ve istisna listesi işveren sorumluluk kapsamı ve avantajları başlığında ayrıca ele alınır. Üçüncü kişilere verilen zararlar bu teminatın kapsamı dışındadır; bu tür riskler için üçüncü şahıs mali sorumluluk sigortası ayrı bir başlıktır.
Muafiyet ve İstisna Maddeleri Neden Önemli?
Poliçe genel şartlarındaki istisna maddeleri, hangi durumların teminat dışı kaldığını satır satır tanımlar; bu maddeler imzadan önce okunmadığında hasar anında beklenmedik bir ret kararıyla karşılaşılabilir. Muafiyet oranı ise küçük çaplı olaylarda işletmenin üstleneceği payı belirler ve teminat limitinden ayrı bir kalemdir. İstisna ve ret nedenlerinin genel mantığı poliçede istisna ve red nedenleri başlığında ayrıca ele alınır.
Bir talep kapsam dışı değerlendirildiğinde işletme, ret gerekçesini poliçe genel şartlarıyla karşılaştırarak itiraz hakkını kullanabilir; itiraz süreci genel şartlarda tanımlanan yollarla ilerler. Ret kararının sık görülen nedeni, teklif aşamasında beyan edilen risk sınıfı ile hasar anındaki fiili faaliyetin örtüşmemesidir; bu yüzden beyan doğruluğu, teminat kapsamının pratikte işlemesini belirleyen en kritik unsurdur.
Poliçe Seçiminde Bakılacak Kriterler
Teminat limiti, çalışan sayısı ve sektör risk sınıfı, poliçe seçiminde birlikte değerlendirilir; yalnızca limit üzerinden yapılan bir karşılaştırma eksik kalır.
| Kriter | Ne İşe Yarar | Dikkat Noktası |
|---|---|---|
| Teminat limiti | Hasar tazminatının üst sınırını belirler | Sektör risk sınıfına göre güncellenmeli |
| Çalışan sayısı | Prim ve limit hesabının temelidir | Personel artışında bildirilmeli |
| Sektör risk sınıfı | Kaza olasılığını yansıtır | Faaliyet değişiminde yeniden değerlendirilmeli |
| Muafiyet oranı | Küçük hasarlarda işletme payını belirler | Düşük muafiyet her zaman avantaj değildir |
Sigortambudur Uzman Notu:
“Teminat limiti çoğunlukla kuruluş yılındaki çalışan sayısına göre belirlenir ve personel arttıkça güncellenmez; bu durum hasar anında limitin gerçek riski karşılamaması sonucunu doğurur.”
Sektör Risk Sınıfı Nasıl Belirlenir?
Risk sınıfı; işletmenin faaliyet konusu, kullanılan makine ve ekipman türü, çalışma ortamının kapalı veya açık alan olması gibi kriterlere göre değerlendirilir. Aynı sektör başlığı altında bile farklı işletmeler farklı risk sınıfına girebilir; örneğin yalnızca montaj yapan bir mobilya atölyesinde risk, kesim ve boyama işlemlerinin de yapıldığı bir atölyeden düşük kalır. Bu ayrım teklif aşamasında doğru beyan edilmezse, hasar anında beyan uyumsuzluğu sorun yaratabilir.
Poliçe Süresi Ne Kadar Olmalı?
İşveren sorumluluk poliçeleri genellikle yıllık dönemler halinde düzenlenir; bu süre, işletmenin risk profilini yılda bir kez yeniden gözden geçirmesine imkân tanır. Çok yıllı bir sözleşme, primi sabitlemek isteyen işletmeler için cazip görünse de, çalışan sayısı veya faaliyet alanı hızlı değişen işletmelerde teminatın güncel riski yansıtmama ihtimalini artırır. Saha operasyonu istikrarlı olan işletmelerde bu risk daha sınırlıdır.
Poliçe tekliflerini karşılaştırırken yalnızca teminat limitine bakıp muafiyet oranını, istisna maddelerini veya sektör risk sınıfı beyanını gözden kaçırmak sık yapılan bir hatadır. İki teklif aynı limitte görünse bile, biri geniş bir istisna listesi taşıyorsa fiilen daha zayıf bir teminat sunuyor demektir.
Teminat, Limit ve Süre Nasıl Netleştirilir?
Çalışan sayısı, sektör risk sınıfı ve istenen teminat limiti netleştikten sonra sıra poliçe koşullarının karşılaştırılmasına gelir. Bu aşamada işveren sorumluluk sigortası seçenekleri, limit ve muafiyet satırları yan yana konularak değerlendirilir.
İhale şartnamesi kapsamında poliçe isteniyorsa, şartnamedeki asgari limit koşulu seçimin başlangıç noktası olur; bu koşul sağlanmadan verilen teklif değerlendirme dışı bırakılabilir. Geniş bir sorumluluk sigortaları çerçevesinde bu teminat, üçüncü kişi ve mesleki risklerden ayrı bir kalem olarak planlanır.
Teklif öncesinde aşağıdaki bilgiler hazır bulundurulduğunda karşılaştırma süreci hızlanır:
- Çalışan sayısı ve pozisyon dağılımı: Saha ve ofis personeli ayrı ayrı belirtilir.
- Sektör ve faaliyet kodu: Risk sınıfının doğru belirlenmesini sağlar.
- Geçmiş hasar kaydı: Varsa önceki dönemde yaşanan olaylar teklife yansıtılır.
- Alt yüklenici / taşeron durumu: Sahada üçüncü firma çalışanı varsa ayrıca belirtilir.
Yenileme Döneminde Nelere Bakılır?
Poliçe süresi dolduğunda yalnızca sözleşmeyi uzatmak yeterli olmaz; çalışan sayısındaki değişim, yeni bir saha veya şube açılması ve önceki dönemde yaşanan hasar kayıtları yenileme kararına dahil edilmelidir. Önceki dönemde hasar yaşanmışsa, bu kaydın yeni teklife nasıl yansıdığı ayrıca sorulmalıdır. Yenileme, kuruluş yılındaki koşulların değil, işletmenin bugünkü profilinin esas alındığı bir kontrol noktasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
İşveren sorumluluk sigortası zorunlu mu?
Türkiye’de işveren sorumluluk sigortası genel olarak yasal bir zorunluluk taşımaz; 6331 sayılı Kanun işverene önleyici tedbir yükümlülüğü getirir, poliçe şartı getirmez. Bununla birlikte bazı kamu ihaleleri veya büyük ölçekli sözleşmeler, yüklenici firmadan bu poliçeyi sözleşmesel şart olarak isteyebilir. Yasal zorunluluk olmaması, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez; SGK’nın karşılamadığı manevi tazminat talebi her işkolunda gündeme gelebilir.
Küçük işletmeler işveren sorumluluk sigortası yaptırmalı mı?
Çalışan sayısı düşük olsa bile işkolunun fiziksel risk düzeyi belirleyicidir; beş kişilik bir inşaat ekibi, elli kişilik bir ofis ekibinden daha yüksek risk taşıyabilir. Küçük işletmelerde tek bir ciddi kaza, işletmenin mali kapasitesini aşan bir manevi tazminat talebine dönüşebilir. Karar, personel sayısından çok saha operasyonunun ve makine kullanımının varlığına göre verilmelidir.
SGK, iş kazası tazminatının tamamını karşılar mı?
Hayır. SGK, iş kazası veya meslek hastalığı geçiren çalışana kanunda belirlenen gelir ve ödeneği sağlar; bu ödeme belirli bir hesaplama yöntemine dayanır ve tazminatın tamamını kapsamaz. Manevi tazminat SGK’nın ödeme kapsamı dışında kalır ve doğrudan işverenden talep edilir. SGK ayrıca ödediği tutarı işverenin kusuru oranında geri isteyebilir; bu rücu talebi de işletmenin kendi kaynağından karşılanır.
İşveren sorumluluk sigortası ile ferdi kaza sigortası arasındaki fark nedir?
Ferdi kaza sigortası, çalışanın kaza sonucu yaşadığı bedeni zararı doğrudan çalışana veya lehtarına öder; işveren kusurunun tespitine bağlı değildir. İşveren sorumluluk sigortası ise işverenin hukuki sorumluluğunu, yani çalışanın işverenden talep edebileceği tazminatı karşılar. İki teminat birbirinin yerini tutmaz; düşük riskli işletmelerde ferdi kaza sigortası tercih edilebilir, ancak işveren kusurundan doğan talep riski bu şekilde ortadan kalkmaz.
İhalelere girerken işveren sorumluluk sigortası şart mı?
Bazı kamu ihalelerinde ve büyük ölçekli özel sektör sözleşmelerinde, yüklenici firmadan asgari limitli bir poliçe istenebilir; bu, kanuni değil sözleşmesel bir zorunluluktur. Şartname bu koşulu içeriyorsa poliçe teklif aşamasından önce hazır olmalıdır; aksi halde teklif değerlendirme dışı bırakılabilir. Şartnamede limit belirtilmişse poliçe teminatı bu limitin altında kalmamalıdır.
Poliçe teminat limiti nasıl belirlenir?
Teminat limiti genellikle çalışan sayısı, sektör risk sınıfı ve işyerinde kullanılan makine veya ekipman türüne göre belirlenir. Kaza sıklığı yüksek bir işkolunda düşük limit seçmek, hasar anında tazminatın bir kısmının işletme tarafından karşılanması sonucunu doğurabilir. Limit, kuruluş aşamasında belirlenip sabit bırakılmamalı; personel artışı veya faaliyet genişlemesinde yeniden değerlendirilmelidir.
Sektör risk sınıfı değişirse poliçe otomatik güncellenir mi?
Hayır, risk sınıfındaki değişiklik otomatik olarak poliçeye yansımaz; yeni faaliyet alanı, ek şube veya farklı makine kullanımı işletme tarafından bildirilmelidir. Bildirim yapılmadan devam eden bir poliçede, beyan edilen risk sınıfı ile fiili durum arasındaki fark hasar anında sorun yaratabilir. Değişiklik büyükse teminat limitinin de yeniden değerlendirilmesi önerilir.
Manevi tazminat davası açılırsa süreç nasıl işler?
Çalışan veya yakınları iş kazası sonrası işverene karşı manevi tazminat davası açtığında, mahkeme önce kusur oranını belirler; poliçe teminatı bu oran netleştikten sonra devreye girer. Dava süreci uzun sürebilir ve bu süre boyunca işveren hukuki temsil giderleriyle karşı karşıya kalır. Poliçe kapsamındaki yargılama gideri teminatı, bu maliyetin bir kısmını karşılar.
Sonuç
Bu teminata karar verirken işletmenin büyüklüğünden çok çalışma ortamının risk düzeyine bakılır. İnşaat, imalat ve ağır sanayi gibi kaza sıklığı yüksek işkollarında poliçe fiilen vazgeçilmez hale gelirken, düşük riskli ofis ve hizmet işletmelerinde ihtiyaç daha sınırlı kalabilir.
Teminat limiti, çalışan sayısı ve sektör risk sınıfı birlikte değerlendirildiğinde karar, tahminden çok somut bir kritere dayanır. Bu üç değişkenden biri değiştiğinde önceki karar da yeniden gözden geçirilmelidir.
Kusur tespiti, teminat kapsamı ve muafiyet gibi maddeler ilk okuyuşta teknik görünse de, hasar anında hangi tutarın karşılanıp hangisinin işletmede kalacağını belirleyen asıl unsurlardır. Poliçe seçimini bu maddeleri atlayarak yalnızca limit üzerinden yapmak, karar sürecinin en sık atlanan adımıdır. Kusur tespiti, teminat sınırları ve muafiyet birlikte okunduğunda karar, varsayımdan çok belgeye dayanır.
Net Sonuç: İşletmeniz fiziksel kaza riski yüksek bir sektörde faaliyet gösteriyorsa işveren sorumluluk sigortasını ertelemek, tek bir hasarda karşılanamayacak bir manevi tazminat yüküyle sonuçlanabilir. Düşük riskli bir profildeyseniz karar şimdilik ertelenebilir; ancak çalışan sayısı veya faaliyet alanı değiştiğinde bu değerlendirme yeniden yapılmalıdır.
İşyerinizin Risk Profiline Uygun Teminatı Belirleyin
Çalışan sayınızı ve sektör risk sınıfınızı netleştirdiyseniz, işveren sorumluluk sigortası seçeneklerini karşılaştırın.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki, mali veya sigorta tavsiyesi niteliği taşımaz. Poliçe koşulları ürüne, özel şartlara ve ilgili yıla göre değişebilir. Güncel ve detaylı bilgi için Sigortambudur’a başvurunuz. İçerik, yayın tarihi itibarıyla geçerli mevzuata uygun hazırlanmıştır.

